|
“Bu insanların acelesi ne? Bu kadar hızlı yaşayarak hayatı ellerinden kaçırdıklarının farkında değiller mi?”
Latin Amerika’nın bütün sıcaklığını Kuzey Yarımküre’ye taşıyan, varlığıyla her daim içimi ısıtan ve bana bu soruyu soran Arjantinli arkadaşım Ana’ya baktım. Manhattan’ın en işlek caddelerinin birinde olan bir cafédeydik o gün. Cam kenarı masalardan birine oturmuş, bir yandan sohbet edip bir yandan da önümüzden hızla geçen insanları seyrediyorduk.
Ana retorik bir soru sorduğu için cevabımı beklemeden, kahvesinden iri bir yudum alıp konuşmaya devam etti:
"Bir gün bu insanlardan tekini durdurup “Niye koştuğunu biliyor musuuuuun?” diye haykıracağım ona. Belki o zaman biraz kendine gelir ve niye koştuğunu düşünmeye başlar"
Sahi siz biliyor musunuz neden koştuğumuzu?
Otomatik pilota bağlanmış, gözlerimizde de birer at gözlüğü nereye gittiğimizi dahası oraya neden gitmek istediğimizi unutmuş bir şekilde koşturup duruyoruz.
Aklımızda sürekli olarak yapmamız gereken işler, ulaşmamız gereken hedefler var.
Yaşamayı unuttuk biz…
Nefes almayı…
Arkadaşlarımızla dünyanın bütün zamanları bizimmişçesine uzun uzun sohbetler etmeyi…
Dertleşmeyi, kahkahalar dolusu gülmeyi…
En son ne zaman gözlerinizi yukarı çevirip gökyüzüne baktınız?
Sizleri bilmiyorum ama benim etrafım gökyüzünü unutacak kadar meşgul ancak bir o kadar da stresli insanlarla çevrili.
Ezop masallarının en ünlülerinden biri olan Tavşan ile Kaplumbağa’yı hatırlar mısınız?Hani tüm yavaşlığına rağmen yine de tavşanı yenme başarısı gösteren kaplumbağanın olduğu o masaldan bahsediyorum.
İşte bazen insan kendini kaplumbağaların bilgeliğine bırakmalı.
Amaçsızca koşmak yerine ağır ama nereye gittiğini bilen adımlarla ilerlemeli.
Yavaşlamalı…
Yaşadığının farkına varmalı…
Kendine nefes alma alanı yaratmalı…
Ruhunu ve bedenini şarj etmeli…
Doğanın ellerine, rüzgarın nefesine ve denizin mavisine teslim etmeli kendini fırsat buldukça…
Kafasında gelecek ve geçmiş olmadan sadece içinde bulunduğu anı yaşamalı.
Biliyorum bunları yapmak biz şehirli insanlar için oldukça zor ama fiziksel ve ruhsal sağlığımız için arada bir yavaşlamayı öğrenmemiz lazım.
Unutmayın bazen hayat yarışını en hızlılar değil en yavaşlar kazanır.
Sahi siz hiç kaplumbağaların neden bu kadar uzun yaşadıklarını merak etmediniz mi?
|