Paris'te 3 Gece, 4 Gün

Tatil promosyonu gibi attığım bu başlığın altında, kış ortasında yaptığım bir kaçamak yatıyor aslında. İyi müzik, iyi yemek ve iyi bir soluklanma yatıyor…
Kendime yaptığım bu Şubat ayı promosyonu soğuk ama güneşli bir Paris gününde başladı. Lufthansa ile yapılan bir uçuş, Paris Dolmuşu ile yapılan bir transfer ve Concorde La Fayette’te yapılan bir konaklama… Bu üçlemeyi tavsiye eder miyim? Aktarma yapmayı sevmiyorsanız Lufthansa’yı tavsiye etmem ama eğer sizin için sorun değilse o halde güzel bir üçleme olduğunu söyleyebilirim. Her şeyden önce otel çok merkezi ve rahattı.Paris Dolmuşu ise size her konuda yardımcı olabilen gerçekten Paris’teki dolmuşunuz gibi. Paris’te Charles De Gaulle havalimanı şehir merkezine yaklaşık 30-40dk’lık bir mesafede bulunuyor.Eğer indi bindi yapmak ve daha fazla vakit kaybetmek istemiyorsanız Paris Dolmuşu sizi otelinizin kapısına kadar bırakıyor.Diğer ülkelere göre transfer burada biraz daha pahalı ve çoğu şirket sizi sadece şehir merkezine kadar götürüyor,otelinize bırakmıyor.Ama bu arkadaşlar sizi otelinize kadar bırakıyorlar.Bu açıdan oldukça memnun kaldım diyebilirim.
Gelelim neler yaptık neler gördük kısmına… Paris’e ilk 12 yaşımdayken gitmiştim, hatırladığım şeyler de Disneyland ve Eiffell’den öteye gitmiyordu. Ama şimdi yetişkin kalbi ve gözüyle daha farklı anılara sahibim.
1.GÜN
Otel, Champs Elysees ve Zafer Tagı (Arc de Triomphe)’na oldukça yakındı, bu yüzden bavulu odaya koyduğum gibi attım kendimi sokaklara.

Seneler önceki Champs Elysees’yi yarım yamalak hatırlamama rağmen emin olduğum tek bir şey vardı o da artık bu caddenin bir özelliğinin kalmayışıydı. Evet, çok güzel restoranlar var ve bence tek artısı bu. Ancak bundan öteye gidemediğini belirtmek isterim. Restoran demişken, caddede şöyle bir turladıktan sonra ilk yaptığımız şey güzel bir öğle yemeği sonrasında La Duree’de tatlı yemekti :) İstanbul, Bebek’te de bir şubesini geçtiğimiz yıl açmış olan bu muhteşem zincir Champs Elysees’deki masaldan çıkmış şubesiyle sizi adeta büyülüyor.

Üzeri beyaz çikolata kaplı, ortasında dudak motifi bulunan, içerisinde ise beyaz krema, vanilyalı kek ve frambuaz reçeli ile frambuaz parçaları bulunan bu doğa üstü tatlıyı yeme şansına sahip oldum. Menüden bakıp seçtiğim bir şey değildi, şirin garsona benim için bir şey seçip onu getirmesini rica ettim, o da bana bunu uygun görmüş :) Tadı hala damağımda… Giden kesin yemeli!

Masal diyarından gerçek hayata döndükten sonra, Galeries Lafayette’e doğru yürümeye başladık. Haritadan oldukça yakın gözüküyordu bu yüzden biz de ara sokakları keşfedebilmek adına yürümeyi tercih ettik. Şık Fransız ara sokaklarında kaybolurken Dior’un şirket binasına rastlamak, şirin çiçekçilerden bir buket çiçek almak ve tesadüfen rastladığımız kokoş bir pet shop’ta sevgili Gizmo’yla tanışmak… Gizmo iki avucumun arasında bile kaybolabilecek küçüklükte bir yavruydu. Öyle kokoştu ki, kaldığı kafes pembe ve Swarowski taşlarla süslüydü. Ayrıca kıyafet dolabında yer alan iki parmak uzunluğundaki saten iç çamaşırlarının tanesi 85EUR’idi!! Sevgili Spark’ın nesi eksik diye düşündüm bir an Spark’la henüz tanışmayanlar için aşağıda kendisini bulabilirsiniz.

Galleries Lafayette, aslında göründüğü kadar da yakın değilmiş ya da biz sokaklarda çok kaybolduk onu tam kestiremedim açıkçası. Ama ufukta göründüğünde, artık oturmam lazım birkaç ayakkabı deneyip kendime gelmem lazım dediğimi hatırlıyorum. Büyük ve karışık Lafayette içinde elbiseler ve ayakkabıların arasında kayboluyorsunuz.Ancak mutlaka market kısmına da uğramalısınız, buradan hediyelik çikolatalar,likörler ya da yemek için değişik soslar alabilirsiniz.O kadar çok çeşit var ki…Gezi aşkıyla yanıp tutuşan gönlümü yorgunluk nihayetinde bastırdı ve nasıl olsa yine geliriz!! düşüncesiyle erkenden çıktığımız Lafayette’e veda ederek, yine ara sokaklarda gecenin karanlığında kaybolduk.Saatin nasıl geçtiğini anlamamışız, zaten akşam sekiz civarı Lafayette kapanıyor. Lafayette için küçük notlar verecek olursak; erkenden kapanıyor ve Pazar günleri tüm gün kapalı!Çok büyük ve karışık, planlı gezin.Kesinlikle Türkiye’ye göre daha ucuz (her ne kadar yine de pahalı olsa da)ve daha çok çeşit var. Karşısındaki Printemps’e uğramayı unutmayın!
Paris’te ilk gecemiz yorgunluğun da etkisiyle erkenden sona erdi. İçine gömüldüğüm otel beyazı çarşaflara uzanırken ve bir yandan ertesi günün programını kafamda kurarken huzur içerisinde uykuya daldım…
İstanbul’dan Sevgilerle
Özüm Kasapoğlu


